Sarı Işık Kaç Saniye Yanar?
Kayseri’nin sabahını seviyorum. Gözlerimi açtığımda, pencereyi biraz aralayıp o ilk nefesimi almak, şehri uyandıran o serin havayı içime çekmek çok özel bir an. Ama her sabah, aynı yolu yürüdüğümde, aynı yerden geçerken, o sarı ışık ne zaman yandığında ne kadar sabırsız olduğumu hiç fark etmedim. Yine de bir sabah, o sarı ışığın kaç saniye yanacağını sorgularken buldum kendimi… Bu yazının konusu da, aslında o günün içinde gizli kalan bir anı.
O Yolda Bir Sabah
Her sabah işyerine doğru yürürken, Kayseri’nin o klasik sabah trafiği içindeki sabırsız bekleyişi hatırlıyorum. İnsanlar, saatlerce trafikte sıkışıp kalmışlar ve bense, her sabah onları izlerken sabahın o erken saatlerinde, sadece o birkaç saniye için ne kadar zaman kaybettiğimizi sorguluyorum. O sarı ışık, yola adım atarken hep önümde belirir. Ne kadar da hızlı geçiyor, diye düşünürdüm hep. Hani, o küçük anlar var ya, öyle kayıp anlar… O sarı ışık, her zaman sabahın yoğunluğunda bir nefes alma fırsatıydı. Ama bir sabah, o ışığın ne kadar yandığına, gerçekten kaç saniye sürdüğüne dikkat etmeye başladım. Belki de içinde bulunduğum dönemin belirsizlikleriyle ilgiliydi, bilmiyorum. Sadece o sarı ışık gözümün önüne gelip, her geçen saniyede daha çok kaybolan bir zaman hissi uyandırmaya başladı.
O Günü Hatırlıyorum
O sabah, biraz daha yavaş adımlarla ilerledim. İyi kötü bir işim vardı, ama yine de sabahın o soğuk havasını içime çekmek istedim. O esnada, o sarı ışık tekrar gözümün önüne geldi. Sadece bir ışık, değil mi? Ama içinde kaybolan anlamları düşündükçe, o ışık bana başka bir şey çağrıştırmaya başlamıştı.
Günlerden Çarşamba’dı ve Kayseri’nin trafiği her zamanki gibi normaldi. Bir anda, önümdeki kırmızı ışığın yanmaya başladığını gördüm. Ama o sabah, sarı ışığın ne kadar süreceğini, ya da ne kadar uzun süre yanacağını tam olarak bilmek istedim. Hızla geçebileceğim, kaybolan saniyeler değil de, her şeyin yavaşladığı anlar vardı. Yavaşça geçen birkaç saniye… Evet, işte o anlar!
Bazen hayat, bir trafik ışığının yanıp sönmesi gibi. Ne kadar bekleyeceğinizi bilmeden. Kimi zaman o ışıkla hızla geçer, hızla kaybolur. Kimi zaman ise sabırlı olmanız gerekir. Sabır, sabahın kör vaktinde bembeyaz bir ışık gibi, belki de içinde kaybolmaktan korktuğumuz bir günün sabahında, her saniyesinde daha da uzar. “Ne kadar daha bekleyeceğim?” sorusunu içimde döndürerek, birkaç adım daha attım.
İçsel Çözülmeler
O an, gözlerim biraz daha uzağa kaydı. Şehrin her köşesinde aynı sabah insanları, aynı korkular ve umutlarla yol alıyordu. Yavaşça hareket ederken, o kırmızı ışığın sonra sarıya dönüşmesi ve sarı ışığın ne kadar süreceğini sorgulamam bir anda bana “yaşamın ne kadar kısa olduğu” sorusunu hatırlattı. Hep aynı, sürekli tekrarlanan sorular ama bu defa farklıydı. Her şey hızla geçiyor. Ve ben o hızlı geçişin içinde kayboluyordum.
İşte bu yüzden, sabah trafiğinde herkesin beklediği o birkaç saniye, aslında ne kadar değerli olabilir ki? Sadece birkaç saniye ama ne kadar da kıymetli. O sarı ışığın yanmaya başlamasıyla birlikte hayatın her anını ne kadar fazla sorguladım. Ne kadar sürerdi, bir sabahın sabahına yansıyan sadece sarı ışığın yandığı anlar?
Bir süre sonra, sarı ışığın yanmaya başlamasıyla içimde oluşan karmaşadan biraz sıyrıldım. Her şeyin bu kadar beklenmedik olduğu bir dünyada, gerçekten de her şeyin geçici olduğunu fark ettim.
Heyecan ve Kayıp
O sabah, sabahın o ilk ışıklarında kaybolan zamanın içinde bir şeyler unuttum. O sarı ışığın yanmaya başladığı zaman, hem kaybolan saniyeleri hem de hayatta yapmam gereken şeyleri birleştirmeye başladım. Yavaşça ışık yeşile dönüyordu ve ben o geçişte neler kaybetmiştim? Ne kadar ileri gitmem gerekirdi?
Bir sabah, bir kavşakta kaybolmuş bir zaman dilimi gibi hissediyorsanız, bu çok normal. O kadar küçük ama o kadar yoğun bir şey ki bu. Sadece sarı ışık kaç saniye yanar? sorusunun cevabını ararken, aslında o saniyelerin ne kadarını kendi hayatımda kaybettiğimi düşündüm. Her şey bir ışık kadar hızlıydı. Bazı şeyler, bazen o kadar hızlı geçer ki, sonra dönüp baktığınızda, bir saniyelik anın bile ne kadar kıymetli olduğunu fark edersiniz.
Bir sabah düşüncelerinizin içinden geçerken, bir anda yeşil ışık yandığında, o sarı ışığı düşünmek bile bazen ne kadar zor olur, biliyor musunuz? O kaybolan zamanları geri almak imkansızdır ama yavaşlamak, daha fazlasını fark etmek mümkündür. Sadece doğru anı yaşamak, doğru yolu bulmak.
Hayal Kırıklığı ve Umut
O sabah, sarı ışığın yanmaya başlamasıyla, biraz daha sabırlı oldum. Sadece beklemek, biraz daha vakit geçirmek, birkaç saniye daha düşünmek… Bu kadar kısa süreli şeylere odaklanırken, hayatın aslında ne kadar uzun olduğunu fark ediyorsunuz. O ışığın ne kadar yandığına bakmak, bir an için size daha fazlasını hissettiriyor. Zamanın değerini anlamak için bazen çok kısa şeyler yeterlidir.
Bir sabah, o sarı ışık kaç saniye yanar diye düşündüğünüzde, aslında her şeyin ne kadar hızlı geçtiğini fark ediyorsunuz. Hani bazen yaşadığınız anların içinde kaybolmuş gibi hissedersiniz ya, işte o sarı ışık ne kadar kısa bir süre yanarsa, kaybolan zamanın da ne kadar değerli olduğunu hissediyorsunuz. Sonunda, o sarı ışık, geçirdiğimiz her saniyenin ne kadar kıymetli olduğunu hatırlatıyor.
Hayat bir ışık kadar hızlı geçiyor. Ama her zaman dönüp baktığınızda, o saniyeler de aslında kendi hikayenizi yazmaya yetiyor.