Folyum Nedir? Bir Günün Anlamı ve Bir Kez Daha Yeniden Başlamak
—
Hayat, bazen öyle karmaşık hale gelir ki, her şeyin bir anlamı olduğunu düşünürken, sabahları uyandığında bir şeylerin eksik olduğunu hissedersin. Kayseri’de, küçük bir mahallede yaşayan bir genç olarak, sokaklarımda yürürken bile bir anlam ararım; her köşe başında farklı bir his, her caddeyi geçerken başka bir düşünce şekli oluşturur kafamda. Bugün de yine öyle bir gündü. Anlatacağım şey, basit bir kavramdan çok daha fazlası oldu, aslında hayatımda bir dönüm noktası gibi. Ama her şeyin başlangıcı, küçük bir soruyla başladı: Folyum nedir?
Bir Şeyin Eksik Olduğunu Hissediyorum
Kahvemi alıp pencerenin kenarına oturduğumda, günün ilk ışıkları biraz daha sert vuruyordu gözlerime. Sokağın sessizliği, Kayseri’nin o alıştığım sabah sakinliği. Ama bir şey eksikti. Hayatımın her anını, her düşüncesini içime atarak yaşamak, beni bir noktada tükenmeye itmişti. Bazen duygularımı kağıda dökmek, kendi kendime bir şeyler yazmak, hele ki gündelik hayatın karmaşasında kimseye anlatamadıklarımı dışarıya vurmak, her şeyi anlamlandırmamda bana yardımcı oluyordu.
Ve işte o sabah, düşüncelerim içinde kaybolmuşken, telefonumda sosyal medyada rastladığım bir yazı, beni tamamen başka bir dünyaya sürükledi. Folyum kelimesi, ilk başta bir yabancı gibi geldi. “Folyum nedir?” diye içimden sordum. Biraz araştırma yaptıktan sonra öğrendim. Ama öğrendiklerim, kelimenin ötesinde bir şeyler çağrıştırdı bana.
Folyum: Hayatın Kendisi Gibi
Folyum, aslında tıpta çok fazla bilinen bir terim değil belki, ama çok derin anlamlar barındıran bir kelime. En basit haliyle bir şeyin ince bir tabakası, bir kaplaması gibi tanımlanabilir. Ama bana sorarsanız, folyum hayatı temsil ediyordu. İnsanlar da bazen folyum gibi olur. Dışarıdan bakıldığında sert, koruyucu, güçlü gibi gözükürler ama içinde kırılgan bir şeyler vardır. Duygularını dışarıya atmaya cesaret edemedikleri için, yalnızca dış yüzeylerini gösterirler. Benim de o anki halim gibi… Duygularımı saklıyorum, içimde biriktiriyorum. Ama dışarıya bunu göstermekten hep çekiniyorum.
Bir anlamda, folyum kelimesi de hayatta bazen insanların kendilerini nasıl hissettiklerini anlamalarına yardımcı olan bir sembol oldu. O anda, sanki dünya dönüyor ve ben sabahın erken saatlerinde kahvemi içerken bir şeyleri değiştirmem gerektiğini anlamıştım. Belki de bir folyum gibi, duygularımın üzerini açmalı, dışarıya daha çok yansıtmalıydım.
Bir Günün Sürükleyici Hikayesi: İçsel Bir Başlangıç
Geceyi düşünürken, aslında sabah uyanınca anladım ki hayat, bence sabahları her şeyin yeniden başladığı bir yer. O sabah, annemin sesini duyduğumda, kahvemi hazırlarken, bütün o dünya yavaşça kaybolmuştu. O an sadece ben vardım. İçimde, her zaman daha fazla hissedemediğim duygular, sözcükleri şekillendirmeye başlamıştı. Hızla kalbimi takip ettim. İçimdeki o kıpırtıyı, günlüklerimde yazmak için sabırsızlanıyordum. Ama bir şey daha vardı: Folyum.
Bir süre sonra, sadece folyum kelimesini düşünmekle kalmadım. O sabah, şehri adım adım gezdim. Her adımda, her köşe başında kendimi daha fazla hissediyordum. Belki de folyumun bana çağrıştırdığı şey, daha fazla hissetme arzusuydu. Duygularımı nasıl açığa çıkaracağımı bilmiyordum ama her adımda biraz daha yakınlaştım. Kayseri’nin sokakları, mevsimsel değişimlerle renk değiştirirken, ben de kendi içimde bir değişim yaşadım. Bir nevi folyum gibi, dışarıdan kalın, sert görünsem de içimdeki kırılgan ve hassas tarafları görmeye başladım. Kendi iç yolculuğum, adımlarımın her biriyle derinleşti.
Hayatın Sürükleyici Yönü: İçsel Folyum
Bazen, içimdeki hislerin anlamını bulmak için dünyayı değiştirmeme gerek yok. Sadece kendi içimdeki folyumu keşfetmek yeterli oluyordu. Bunu fark ettiğim an, aslında yaşadığım tüm hayal kırıklıklarının, her duygusal dalgalanmanın anlam kazandığını hissettim. Bir insanın kendine dair gerçekleri bulması, o kişiyi yeniden doğurur. Herkes gibi, ben de bazen etrafımda çok şey yaşadım, çok şey gördüm, ama hissettiklerimi doğru bir şekilde ifade etmek, o anların değerini kavrayabilmek için biraz daha zamana ihtiyacım vardı. İşte o sabah, o an, folyumu keşfettiğimde anladım ki duygularımı saklamaya değil, dışarıya yansıtmaya başlamalıyım.
Bir süre sonra, Kayseri’nin sıcağı, adımlarımı yavaşlattı ama ruhumu hızlandırdı. O sabah, en basit haliyle, folyum bir kavram olmaktan çıkıp, bir hayat dersi haline gelmişti. Bu dış katmanları aralayarak içsel gerçekliği anlamak, belki de aslında başlamak demekti. Her yeni gün, folyum gibi; bir kaplama, bir yüzeydi. Ne kadar ince, ne kadar kırılgan olursa olsun, altında her zaman bir şeyler vardı.
—
Folyum nedir? Basit bir kelime olabilir belki, ama bir sabah bu kadar içsel bir yolculuğa dönüşeceğini tahmin etmemiştim. Her an, her duygusal patlama, her kıpırtı beni ben yapıyor. Belki de hayatımın devamında hep böyle olacak: Kendimi bulmak, en derin duyguları keşfetmek, dışarıdan ne kadar sert görünsem de içimdeki folyumu yavaşça aralamak.
İşte o sabah, kaybolan bir şeyin geri döndüğü an, anlamını bulduğum kelimeydi.